1. ULUSLAR ARASI İSTANBUL YEREL YÖNETİMLER SEMPOZYUMU
KAPANIŞ KONUŞMASI
Sayın katılımcılar, değerli konuklar,
Partimiz tarafından düzenlenen 1. Uluslar Arası İstanbul Yerel Yönetimler Sempozyumu'na
gösterdiğiniz yakın ilgi ve destek için partim ve halkım adına, en derin şükranlarımı
arz ederim.
Sempozyum, uzun bir planlama çalışmasının sonunda organize edilmiştir. Sempozyum,
dünyanın beş kıtasına dağılmış 29 ülkeden 37 şehrin yerel yöneticilerinin ve yerel
yönetimler alanında uzman akademisyenlerin katılımı ile gerçekleştirilmiştir.
Ayrıca, ülkemizden 6 büyükşehir belediye başkanı ve 5 akademisyen de sempozyuma
katılarak, tecrübelerini değerli katılımcılarla paylaşmıştır. Bu açıdan, sempozyumun
Habitat II Konferansı'ndan sonra, yerel yönetimler konusunda ülkemizde düzenlenen
en geniş kapsamlı uluslar arası bilimsel etkinlik olduğunu söyleyebiliriz.
Programımıza katılan değerli yerel yöneticiler ve uzmanlar, yerel yönetimleri
ilgilendiren bir çok konuda önemli bilgiler aktardılar. Sempozyum toplam beş (5)
oturum halinde tertip edildi. İlk oturumda, yerel yönetimlerin, "yönetim
ve organizasyon" boyutuna temas edildi. İkinci oturumda "kentler ve
çevre sorunları", üçüncü oturumda "yerel ekonomik gelişim", dördüncü
oturumda "yerel sosyal gelişim" ve son oturumda ise "yerel yönetimler
arası işbirliği" üzerinde duruldu. Sempozyuma katılan yerel yöneticiler ve
uzmanlar, hem kendi ülkelerindeki ve temsil ettikleri yerel yönetimlerdeki hem
de yerel yönetimler teorisindeki yeni gelişmeleri, sorunları ve çözüm alanlarını
bizlerle paylaştılar.
Bu sempozyum, "şehirler diplomasisinin, inovasyon yaklaşımının, hizmet içi
eğitimin, çevre koruma ve geliştirmenin, sağlık, gıda ve insan hayatını ilgilendiren
her konunun" yerel yönetimler açısından öneminin daha iyi anlaşılması yönünden
bir fırsat olmuştur.
Gerek ulusal düzeyde ve gerekse uluslar arası düzeyde yerel yönetimler arası işbirliğinin
geliştirilmesi ihtiyacı ortaya konmuştur. Sosyal, ekonomik ve siyasal nitelikli
yerel sorunların boyutu ne olursa olsun, bu sorunların küresel düzeyde etkilerde
bulunma potansiyelinin varlığı asla unutulmamalıdır. Hepimiz, dünyada yaşıyoruz
ve tabir caizse, aynı geminin içinde yolculuk yapıyoruz. Bu gemiyi, barışa, huzura
ve sosyo-ekonomik gelişmeye doğru götürmek, hepimizin temel sorumluluğudur. Dünya
üzerinde yaşayan hiçbir kişi veya kurum, kendini bu sorumluluktan uzak tutamaz
ve tutmamalıdır.
Sözlerime son verirken, sempozyumun planlanması ve organizasyonunda görev alan
herkese, tekrar teşekkür ederim. Ayrıca, yurt içinden ve yurt dışından katılan
bütün değerli katılımcılara, gösterdikleri ve ilgi nezaket dolayısıyla, şükranlarımı
arz ederim.